İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kokain ve Diğer Uyarıcılara Bağlı Gelişen Kullanım Bozukluğu

Kokain

Kokain koka ağacının (erytroxylum coca) yapraklarından elde edilen bir alkaloid maddedir.  Genelde orta ve güney Amerika’nın dağlık bölgesinde yetişir. Koka ağacı 1-2 metre büyüklüğünde çalı tipli bir ağaççıktır. Bu ağacın yaprakları kokainin yanı sıra başka maddeleri de içerir. Yetiştiği bölgenin yerel halkı açlığı hissetmemek ve yorgunluğun giderilmesi için bu ağacın yapraklarını çiğnerlermiş. Koka ağacı çok sert bir yapıya sahip olduğundan koka tesbih yapımında kullanılmış, hatta Osmanlı döneminde meraklıları olmuş.  1880’li yıllarda Avrupa ve Amerika’da yaygın bir şekilde kullanılmış. İlk kez 1884 yılında bir göz ameliyatında lokal anestezik madde olarak kullanılmış. Yine aynı dönemlerde kokainin bir uyuşturucu etkisi olduğu açıklandı. Kokain koka ağacının bol olduğu ormanlık bölgede kaçak fabrikalarda işlenip saf hale getirilir.

Kullanım şekli

Her yolla kokain alınabilir. Ama en sık dumanını içe çekme ve burna çekme yolu ile alınır. Etkisi 1-2 dakika içinde ortaya çıkar ve yaklaşık 30 dakika içinde etkisi geçer.  Burundan alındığında kokainin etkisi ile kılcal damarların kasılmasına bağlı kokainin kana karışması daha yavaş olur. Bu nedenle burundan alındığında sıcak basması pek görülmez. Lakin, sık sık burundan alındığında burun mukozasını zedeler ve kronik rinit tablosuna, burun kanamasına,  kimi zaman da burun iç duvarının delinmesine neden olabilir.

Amfetamin

Amfetamin, insan bedeninin ürettiği adrenaline benzer etki eden sentetik maddelere verilen genel bir isimdir.

Adrenalin merkezi sinir sistemini etkileyerek kişiyi “savaş ya da kaç” duruma gelmesine neden olur. Adrenalin salgılandığında kan şeker düzeyi artar, çarpıntı olur, nefes alma sıklığı artar, dikkat ve konsantrasyon yeteneği artar. Amfetamin noradrenalin ve dopamin denen beyin kimyasallarının miktarını arttırarak etki ederler. Etki gücü en zayıf olan amfetamin türevi, amfetamin sulfat 1932 yılında burun tıkanıklığını giderici ilaç olarak piyasaya sunulmuştu. Bu ilacı kullanan kişilerde uykusuzluk meydana gelince amfetaminlerin uyarıcı etkisi de ayyuka çıktı.

Etkileri

Amfetamin merkezi sinir sistemini uyaran güçlü bir uyarıcıdır. Kullanıldığında bireyin keyifli olmasına, enerjik hissetmesine, özgüveninin ve dikkatinin artmasına neden olur.  Sıkıntı ve yorgunluğu azaltması, dikkat ve konsantrasyonu arttırması, öğenciler arasında sınav döneminde kullanımını arttıran nedenlerdendir. Sinirlilik ve yorgunluk hissi azalır, iştah azalır; kişi konuşkan ve yerinde durmayan hal alır. Bazılarında da sıkıntı ve huzursuzluk hissine neden olur. Sempatik sinir sistemi üzerinden etki ettiğinden dolayı çarpıntı, kalp atım hızı ve nefez alıp verme hızında artışa, ağız kuruluğu, terleme, göz bebeklerinin büyümesine ve kan basıncının artmasına neden olur.  Zehirlenme durumunda başdönmesi, terleme, göğüs ağrısı, çarpıntı, tansiyonun yükselmesi, kalp atımında düzensizlikler gelişir. Vücut ısısı artar ve sara benzeri nöbetler görülebilir.

Ekstazi

Uluslararası hukuk ve polisiye tedbirlerin artması sonucu uyuşturuculara karşı olan kanunlardan kaçınmak için yasak olan kimyasal maddelerden, etkileri bu maddelere benzeyen ama kimyasal yapısı hafif değiştirilen maddeler, üretilmeye başlandı. İngilizce bunlara “designer drug” adı verildi. Ekstazi de bunların en başta gelenidir. Fakat yasaklanan maddeler listesi uzadıkça, yeni yeni maddeler türetilmeye devam etmektedir.

Kimyasal adı 3,4, methylene-dioxymethamphetamine (MDMA) olan ekstazi aslında bir nevi amfetamin türevidir.  Özellikle gençler arasında çok popülerdir. Eğlence hapı olarak da bilinir. Partilerde, eğlence mekânlarında el altından

satılır. Tek başına, ama çoğu zaman alkol ile birlikte alınır, yani ekstazi bu durumda “patlatılmış” olur. Ekstazi tabletleri çoğu zaman LSD, amfetamin gibi başka uyarıcı ve halüsinojen maddeleri de içerir.  Merkezi sinir sisteminde dopamin ve noradrenalin isimli maddelerin salınmasına neden olur ve etkisi bu şekilde ortaya çıkar.  Ekstazi alındıktan kısa bir zaman sonra kişinin görsel, işitsel ve dokunsal algıları artar. Merkezi sinir sisteminde serotonin içeren nöronlar üzerine yıkıcı etki yapar, zira serotonin halüsinojen maddelerin etkisini göstermede aracı olan bir maddedir. Serotonin depolarının bitirilmesine bağlı depresyon, uyku bozukluğu ve panik atak oluşumu sıktır.  Uzun süre kullanımına bağlı olarak bilişsel yetilerde bozulma sık görülür. Ekstazi aşırı kullanımına bağlı kas yıkımı, yüksek ateş, vucütta su kaybının neden olduğu çoklu organ yetmezliği sonucu ölüme neden olabilir.

Tedavi

Kokain ve diğer uyarıcılara bağlı gelişen kullanım bozukluğunun tedavisinde spesifik bir ilaç olmadığı için destekleyici ve ortaya çıkan bulgulara yönelik tedavi uygulanır. Ve fakat, kokain ve diğer uyarıcılara bağlı gelişen kullanım bozukluğunun tedavisinde bupropion ve fluoksetin kullanılabilir. Karbamazepin ve topiromat gibi antikonvulzan ilaçlar, modafinil gibi narkolepsi tedavisinde kullanılan ilaçların da etkili olduğu bilinmektedir.  İlaç tedavisinin yanı sıra akupunkturun da kokain bağımlılığında olumlu sonuç verdiğini gösteren birçok çalışma mevcuttur.

Psikososyal Tedaviler

Bilişsel-davranışçı terapiler

Özellikle eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklarda çok etkili bir terapi yaklaşımı olan bilişsel davranışçı terapide kokain ve diğer uyarıcılar ile ilgili gelişen yanlış inançlar, otomatik ve işlevsel olmayan düşünceler ele alınır ve başa çıkma stratejilerin geliştirilmesinde yardımcı olur.

Davranışçı terapiler

Beklenmedik durumlar ve olaylara karşı tutumların ve başa çıkma yöntemlerin ele alındığı bu terapide hastaların kendilerini en zayıf ve çaresiz hissettikleri ortamlarda kokain almadan durabilmesini amaçlayan bir terapi yaklaşımıdır.

Bilinçli farkındalık temelli nüks önleme terapisi

Diğer bağımlıklarda olduğu gibi kokain ve diğer uyarıcılara bağlı gelişen kullanım bozukluğunda da bu yöntem başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Kendi-kendine yardım grupları ve 12 basamak tedavi programları

Tıpkı adsız alkoliklerde olduğu gibi kokain ve diğer uyarıcılara bağlı gelişen kullanım bozukluğu olan bireylerin de bir araya gelip 12 basamak tedavi programlarını uyguladıkları kuruluşlar mevcuttur. Burada da adsız alkoliklerde olduğu gibi, bireylerde birbirine danışmanlık, deneyim ve güç paylaşımı söz konusudur. Birçok bilimsel araştırmada kendi kendine yardım gruplarının bilişsel davranışçı terapi kadar etkin olduğu gösterilmiştir.