İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şimdi Bana Kaybolan Yıllarımı Geri Verseler

Ne Gençliğimi Yaşadım Ne De Çocukluğumu

Lise yıllarımda boşanma evresinde olan anne ve babamın kavgalarından o kadar bıkmıştım ki üniversite sınavını kazanıp başka bir şehre gitmeyi tek kurtuluş olarak görüyordum. Ailemin ve öğretmenlerimin benden beklentisi ne kadar yüksekse benim kendimden umudum o kadar azdı ve nihayetinde benden beklenilenin çok altında puanla öğrenci kabul eden Ankara’da bir üniversitenin “Turizmde Bilgisayar Teknolojisi” bölümüne “burssuz” kayıt oldum. Onca çabanın ardından devlet üniversitelerinden birini kazanamamış olmak utanç vericiydi ve kazandığım bölüm aslında içime sinmemişti fakat gitmem gerekiyordu çünkü aynı yıl boşanan anne ve babamın kavgalı dünyasından uzaklaşmak istiyordum.Dolayısıyla üzülerek çok sevdiğim kardeşimden de uzaklaşmış olacaktım.İngilizceyi çok iyi konuşuyordum ve öğrencilik yıllarımda Almanca ve Fransızcayı da öğrenip iyi bir turizmci olmayı hedefliyordum.

Bölüme başladıktan 1 yıl sonra YÖK kararı ile bölümün adı ve içeriği “Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri” olarak değiştirildi ve hayallerim suya düştü. Turizmle ilgili derslerin hepsi kaldırıldı ve onların yerine tamamiyle bilgisayar programlama dersleri getirildi.Benim ise bilgisayar denilen bu yeni nesil alete en ufak bi merakım yoktu ve dolayısıyla kötü giden derslerim sebebiyle yatay ve dikey geçiş yapma şansım da ortadan kalkmıştı ki okuldan atılmakla karşı karşıya kalmıştım ve o da başıma geldi. Fakat af sınavıyla mecburen geri döndüm. Tamamiyle başarısızlık örneğiydim.Özel okulda olmamız sebebiyle ailem verdikleri paraların boşa gitmemesi için senelerce dayandılar ve nihayetinde 7 sene sonunda bölümden mezun olabildim.Başarısızlık abidesi olduğumdan babam mezuniyet törenime dahi gelmedi.

Yaşasın Özgürlük

Yazılım mühendisi olmanın faydasını çabuk gördüm, ki herkes iş ararken ben yabancı bir şirkette diğerlerinin neredeyse iki katı maaşla iş bulmuştum ve nefret ettiğim mesleğimin bana faydası Avrupayı gezmek olacaktı. Hollandalılarla çalışıyorduk. Bilgisayar başında kod yazarak günlerimi geçiriyor, bizden daha sosyal olan “Business Analyst”lere özeniyordum çünkü onlar müşterilerle buluşuyorlar, güzel kıyafetlerle toplantılara gidiyor kritik kararlar verip bizim önümüze tamamlamamız gereken kodları getiriyorlardı. Muhtemelen bizden az maaş alıyorlardı çünkü biz çok önemliydik. Sadece birkaç ay dayanabildim ve okuldan sonra sıkıcı ailemin yanına döndüğümden iş çıkışları eve gitmemek için dışarda oyalanıp alkol almaya başladığımdan sabah erken kalkma problemin vardı dolayısıyla işe de geç kalıyordum, yani yaklaşık 1 seneden sonra ilk işimden < mesai saatlerine uymamaktan> dolayı kovuldum.

Sonrasında çorap değiştirir gibi iş değiştirdim. Nasılsa iş bulunur diye kimseye eyvallahım da yoktu. Özgürdüm, kimse bana ne yapacağımı söylemiyordu, dinlemiyordum da aslında kimseyi. Sıkılıyordum, iş çıkışı Kadıköy’e gidiyordum, içiyordum, ertesi gün işe geç kalıyordum ya da hiç gitmiyordum ve kovuluyordum. Bu kısır döngüm hep devam etti ve bir gün, eskisi kadar kolay iş bulamadığımı fark ettim. Çok mutsuzdum. O ara uzun bir tatile çıktım. Uygunsuz ilişkiler yaşadım. Fransız erkek arkadaşımdan ayrıldım. Sanki bir şeylerden kaçıyordum. Kaçtıkça başka şeylere yakalanıyor daha da dibe batıyordum fakat farkında değildim.

Alkol iyice hayatımı fethetti fakat gene iş buldum. Tatilden dönünce iyi bir Fransız firmasında işe başladım ve mutluydum. İşe gidiyor akşamları da sporla vaktimi geçiriyordum. Fakat çok yalnızdım. Bu yalnızlığımı birkaç arkadaşla gidermeye çalışırken gene işe geliş gidiş saatlerim şaşırdı ve 2 aylık deneme süresinin ardından işten kovuldum. Arabamı yeni almıştım ve bu kovulma benim için yıkım oldu.Hem ev kirası hem de araba taksitlerini ödemem gerekiyordu. Bir müddet direndim. O sırada hayatıma giren işsiz yeni erkek arkadaşımla biraz vakit geçirirken daha da dibe battım. Bir iki farklı iş yapmaya çalıştım ama hiçbiri masraflarımı karşılamıyordu ve en sonunda pes edip ailemin yanına döndüm. Babam, ben ve kardeşim beraber yaşamaya başladık. Artık özgür değildim.

Buraya Kadarmış

Ailemin yanında zor günler geçiriyordum. Bana iyi davranmaya çalışsalar da kaybettiğim özgürlüğüm ve yitirdiğim her şeyi geri istiyordum. En sonunda tekrar iş mülakatlarını kazanıp kurumsal bir firmada işe başlayarak evi işime daha yakın olan annemle yaşamaya başladım. Annemle küçüklükten beri olan anlaşmazlığımız beraber yaşarken daha da artmıştı ve kavgalardan yaşayamaz hale geldikten sonra ben kendime küçük bir ev tuttum. O kadar yalnızdım ki, ne iş ne ev fayda etmiyordu. Hayatım iş ev arasında geçiyordu ve iyice alkolik olmuştum. Bu firmadan da kovulduktan sonra alkol tedavisi olmaya karar verdim.
Alkol tedavisinden hemen sonra yeni bir iş buldum ve sevinerek başladım, fakat o da fazla
sürmedi. Sadece birkaç ay sonra sıkılarak istifa ettim çünkü ben hep mutsuzdum.

Yine Yeniden

Kendime yeni bir hayat kurmaya ve bir daha kurumsal hayata dönmemeye karar verdim. Arabamı satıp Kadıköy merkezde güzel bir ev tuttum. Evin odalarını kiraya vererek geçinmeye başladım. Turizmin kapılarını yeniden aralamıştım.Evime yabancı misafirler geliyor ve ben onlarla güzel vakit geçiriyordum. Çok güzel hayaller kurdum. Başarılı olacaktım. Tuttuğum evin bulunduğu apartmanın diğer tüm daireleri boştu ve ben onları da alıp orayı güzel bir hostele çevirmeyi hayal ettim. Bu benim hayalimde ki iş olduğundan çok mutluydum, fakat paraya ihtiyacım vardı. Durumu hiç de fena olmayan ailemden en azından tek daireyi alabilmek için yardım istedim, fakat bana yardım etmediler çünkü beni orda görmek istemiyorlardı. Onlara göre ben kurumsal hayatın kurumsal robotu olmalıydım. Dolayısıyla ev kirası ve diğer masrafların yükü sebebiyle ordan da çıkıp tekrar babam ve kardeşimin yanına döndüm ve o zamandan beri babamdan aldığım haftalık 100 TL harçlıkla günlerimi evde hayatımı bundan sonra nasıl toparlanabileceğimi düşünerek geçiriyorum.

Ben Yoruldum Hayat

İş görüşmelerinden, sevmediğim işi yapmaya çalışmaktan, şehir hayatından ve yanlıktan yoruldum. Neye kalkışsam sonuç hüsran. Eninde sonunda mesleğimi sevmeye çalışmaya karar verdim çünkü başka türlü nasıl para kazanılır bilemiyorum. Mülakatlar sonrası trafiğe girmek bana acı veriyor. İstanbul’da yaşamak ve buranın stresine adapte olmakta zorlanıyorum. Ne yapsam da hayatımı değiştirsem ve bunu bir başarı hikayesine çevirsem diye düşünüyorum. Reddedilmekten ve başarısızlıktan yoruldum.

Fransa’nın ufak bir kasabasında kayak hocası olarak hayatını tek başına sürdüren eski erkek
arkadaşımla internet üzerinden görüşüyoruz ve onun yanına gidip evinin inşaat işlerinde kendisine yardım edebilirim, fakat öncesinde birbirimizi o kadar yıprattık ki tekrar düzelebileceğimizden emin değilim ve geri dönmem gerekirse ailemin desteğini muhtemelen bulamam. Çünkü şu ana kadar kendisini memnun etmeye çalıştığım babam asla böyle bir gidişi kabul etmez.
Dolayısıyla kendimi bir robot gibi hissediyorum.Sanki şimdiye kadar kendi isteklerim için değil
mükemmeliyetçi babamı mutlu etmek için yaşamışım ve onu mutlu edemeyeceğimi anlayınca da hiçbir şey yapmayan çalışmayan bir robota dönüşmüş gibiyim. Ne yapmak istediğimi bilmiyorum ve kendi hayatımı kuramadım.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir