İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kim Kimi Kontrol Ediyor? Ben Mi Kaygıyı-Kaygı Mı Beni

Çok sıkıldım. Nedir benim bu çektiklerim? Bu ne zaman bitecek? Dayanamıyorum. Bunlar sabaha doğru balkonda bir elinde yarım bardak bira, diğer elinde akşamdan bu yana yaktığı kaçıncı olduğunu unuttuğu sigarası ile uzaklara anlamsızca bakan İsmail’in aklından geçen ve kontrol altına alınmaya çalışılan düşünceler idi. Bu düşüncelerden nasıl kurtulacağım? Bunları kontrol etmem lazım. Durmadan aklıma giriyor, ama hiç durmadan. Başka bir şeyler düşünmeye çalışıyorum, düşünmemeye çalışıyorum, bira içiyorum, ilaç içiyorum, sigara içiyorum ama olmuyor. Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geliyorum. Sanki her an kapıyı balyozla kıracaklar ve beni tutuklayacaklar. Sanki her an telefon çalacak ve o kötü haberi duyacağım. Sanki… sanki kesin kötü bir şey olacak ve benim zamanla yarışıp onu engellemem lazım. Ben buna artık dayanamıyorum. Ne yaptıysam işe yaramadı, ama yine de elimden geldiğince tedbiri elden bırakmamalıyım…

Sabahın ilk ışıklarına kadar bu düşüncelerle mücadele edip, onlara yenik düşen İsmail ağır adımlarla sağa sola yalpalayarak salona geçti ve koltuğa kendini bıraktı. Uyandığında aynı düşünceler onu bıraktığı yerde, yani zihninde bekliyor olacaktır.

İnsana ıstırap veren şey duygu, düşünce, anılar, geçmiş pişmanlıklar ve / veya gelecek kaygıları değildir. Esas ıstırap veren şey; onlarla mücadele edip yok etmeye çalışmak, halletmeye çalışmak, düzenlemek, yani kısaca kontrol etmeye çalışmaktır. Çünkü biz bir anlığına bile olsa hayalimizdeki o felakete maruz kalamayız, kalamayacağımızı düşünürüz. Bu sebeple ne pahasına olursa olsun kaçınmalıyız diye düşünür ve bize rahatsızlık verdiğini düşündüğümüz her şeyden uzaklaşırız. Uzaklaşmanın kendisinin bize esas ıstırabı yaşattığının farkında olmadan.

Kabul

Peki ne yapabiliriz? Bugüne kadar ne yaptığımızın hesabını çıkartabiliriz. İşe yaramış mı yaramamış mı? Eğer bundan sonra ne yazılacağını merakla okuyorsan, muhtemelen işe yaramamış. Bu durumda farklı bir şey deneyebiliriz. O da kabul etmek. Çünkü yaşanmış/yaşanması olası olayların kabulü deneyimsel kaçınmaya bir alternatiftir.

Kabul, geçmişin /yaşanmışlığın sebep olduğu ya da yaşanması olası olayları sıklık ve şiddetini değiştirmeye çalışmaksızın (hele ki bunu yapmak psikolojik acıya sebep oluyorsa) farkında ve aktif bir şekilde kucaklamasını gerektirir. Örneğin esrar içme isteği ile mücadele eden bir insana bu isteği bütünüyle ve hiç karşı koymaksızın bir duygu olarak kabul etmesi öğretilir. Ve sıkıntı veren bu istek ile mücadele etmemesi öğretilir. Çünkü psikolojik katılığın ve acının sebebi istek değil, istekten kurtulmak için verilen mücadeledir.

Madde bağımlılığı olan bireylerde olduğu gibi kaygı bozukluğu olanlarda da kabul önemlidir. Çünkü, kabulün zıt anlamı kaçınmadır. Kaçınma ise hem bağımlı hem de kaygılı/endişeli bireylerin en temel savunma yöntemidir.

Burada kabulün bir boyun eğme, sabretme veya alttan alma olmadığını tekrar vurgulamakta fayda var. Kabul daha çok açılmak ve konuşmaya başlamaktır.

Hangi durumlarda alkol veya madde kullanırız? Hangi durumda yeme ataklarına başvururuz? Yalnızlık mı? Fiziksel bir acı mı? Kalabalıkta gergin hissediyor olmak mı? Öfke mi? Çaresizlik mi? Ya da ayık kalamayacağı ve bağımlılıktan/ kaygılarından kurtulamayacağı endişesi mi? Bunlar hakikaten acı veren duygu ve düşüncelerdir. Bunları konuşamadıkça, açığa vurmadıkça bu duygu ve düşüncelere tahammül edemedikçe ya içmeye/madde kullanmaya devam ederler ya da çareyi sakinleştirici ilaçlarda ararlar.

Mükemmel Hayat Yoktur

Hiç kimsenin hayatı güllük-gülistanlık değil. Hepimizin zaman zaman canı yanmıştır, hepimizin zaman zaman üzüldüğü, endişelendiği ve ıstırap çektiği olmuştur. Evet hayat bazen hakikaten çok acımasız olabilir. Bir diğer gerçek de şu ki ne yaşadıysak ne çektiysek bu sonsuza dek devam etmeyecektir. Bize acı veren ve ıstırap veren olay ve duygulardan her seferinde uzaklaştıkça kendimizi ve dünyamızı kısıtlar ve küçücük bir alana, bağımlısı olduğumuz şeylerin dünyasına hapsederiz.

İnsanoğlu tahammül edebileceği ve asla tahammül edemeyeceği acı ve ıstırap arasında bir sınırın geçtiğini düşünür. Öte yandan insanın tahammülü duruma bağlı olarak değişir ve bu sınır aslında sanal bir sınırdır. Normal şartlarda asla katlanamayacağımız acı ve ıstırabın, savaş veya afette çok kolay bir şekilde ve hiç düşünmeden üstesinden geldiğimizi biliriz. Normal şartlarda evladından ne olursa olsun ayrı kalmaya dayanamayan bir anne, savaşın ortasında evladını kurtarabilmek için bir daha belki de hiç göremeyeceğini bile bile onu yola çıkan son tren ile hiç tanımadığı bir kişinin kollarına bırakıp gönderebilir.

Peki ya siz ne kadar acıya dayanabilirsiniz? Bugüne kadar asla dediğiniz nelere dayanabildiniz ve kabul edebildiniz? Geriye dönüp, ‘bugünkü şartlarda o kadar ıstıraba asla katlanamazdım’ dediğiniz neler var? Peki ya bugün? İçinde bulunduğunuz bu zor şartlar altında acısı ile ve tatlısı ile hayatı ve getirdiklerini olduğu gibi kabul etmeye gönüllü müsünüz?

Burada önemli olan bir nokta var. Kabullenmek, alternatifi varken bile acı çekmek demek değildir. Kabullenmenin zıt anlamı kaçınmadır. Örneğin, dişinize dolgu yaptırmanız gerekiyorsa, kabul; ben bu diş ağrısını kabulleneyim demek değildir. Burada kabul: ‘ya dolgu yaptırmak acı verirse?’ düşüncesi ile dolgu yaptırmaktan kaçınmamaktır.

Kaçınmanın ve Kontrolün Maliyetini Çıkartmak

Şimdi biraz hesap yapma vakti. Sizden bugüne kadar nelerden kaçındığınızı, bunun için neler yaptığınızı, kısa ve uzun vadede sonuçlarını oturup düşünmenizi ve hatırlamanızı istiyorum. Acele etmeyin, gözlerini hafif kapatıp 5-10 dakika arkanıza yaslanıp bunu düşünün. Sonra aşağıdaki formu doldurun:

Kaçınılan duygu-düşünce-anı-durumKaçınma şekli/Kaçınmak için neler yapıldıKısa vadede faydası/zararıUzun vadede faydası/zararı
Kaçınmanın kısa ve uzun vadeli maliyeti

Tüm kaçınma davranışlarınızı alt alta yazdığınızda bir benzerlik görüyor musunuz? Özellikle uzun vadede işe yarayıp yaramadığına dair ne düşünüyorsunuz? Eğer uzun vadede işe yaramıyor ise, neden aynı davranışları sergiliyor olabilirsiniz? Acaba o anda o duygu-anı-düşünce ile kalamadığınız için kısa vadeli çözümlere odaklanmış olduğunuz için olabilir mi? Kısa vadede bu kaçınma davranışları işe yaramış olabilir mi? Maliyet analizi yaptığınızda ödemiş olduğunuz bedel kaçındığınız duruma değer mi?

Kabulün önündeki tek engel alkol/esrar/ilaç kullanarak istenmeyen duygu-düşünce ve anılardan kaçınma davranışı değildir. Bazen biz bu duyguları yumuşatmaya, bastırmaya, daha doğrusu kendi çapımızda kontrol altına almaya çalışırız. Yukarıdaki egzersize benzer bir şekilde kontrol etmeye çalıştığımız duygu-anı-durum-düşünceler ile ilgili formu dolduralım:

Kontrol edilmeye çalışılan duygu-düşünce-anı-durumKontrol şekli/Kontrol için neler yapıldıKısa vadede faydası/zararıUzun vadede faydası/zararı
Kontrol etmenin kısa ve uzun vadeli maliyeti

Burada da fark edilmesi gereken şey, kontrol etme davranışı bakımından bir benzerlik var mı? Kısa ve uzun vadede kontrol etme çabası ne işe yaramış? Faydası ya da zararı ne olmuş?

Yorumlar kapatıldı.