İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Edebiyat ve Bağımlılık: Çeşitli Bağımlılıklardan Muzdarip 6 Büyük Yazar

Günümüzde edebiyat dünyasının ünlü isimleri zaman zaman alkol veya uyuşturucu ile yan yana gelir. Kimileri bu sebepten dolayı erken yaşta aramızdan ayrıldı, kimileri cezaevine girdi.  Genetik ve biyolojik kökeni olduğu bilinen bağımlılığın sadece edebi eserleri ortaya koyan kişilere mal edilmesi yanlıştır. Öte yandan da bazılarının “renkleri duymak veya sesleri görmek” adına, ya da ilhamın gelmesi amacı ile veya daha fazla üretmek adına alkol ve uyuşturucuya başvurdukları da bir gerçektir.

Günümüzde durum böyle iken, tarihte de durum pek farklı değilmiş aslında. Dünyaca ünlü edebiyatçıların da geçmişte bir birinden ilginç bağımlılıkları olduğu söylenir. Bu bağımlılıkları, (öyle ya da böyle)  eserlerini de etkilemiştir.  Bağımlılıkları olmasaydı bugün edebiyat dünyasında birer mihenk taşı olan bu eserleri ortaya koyabilecekler miydi?  Bunu bilemeyiz, ama ne zaman bu konu açılsa, uyuşturucu ve alkolün özendirildiğine dair eleştiriler gelir. Oysa dediğim gibi bilemeyiz,  belki zamanında uygun tedavi yaklaşımları olsaydı çok daha fazla eser ortaya koyabilirlerdi. Bu yazımda, edebiyat dünyasının çeşitli bağımlılıklara duçar olan en parlak simalarından söz edeceğim.

Honore de Balzac

(1799-1850)

Türkçe ‘ye çevrilen eserleri: İki Gelinin Hatıraları, Köylü İsyanı, Tours Papazı, Goriot Baba vs

Bağımlılık: Kahve

“Birçok kişi kahvenin kendilerine ilham verdiğini söylüyor ama bildiğiniz gibi, kahve sıkıcı insanları daha da sıkıcı hale getiriyor.”

Balzac günde yaklaşık 50 bardak kahve içermiş ve sonra  yeterli gelmediği için kuru çekilmiş kahve yemeye başlamış. Yazar, kahveyi tüketme şeklini şu şekilde tarif etmiş: “Yalnızca olağanüstü güce sahip erkeklere, kalın siyah saçlı ve pigmentli cilde, büyük kare kolları ve çelik çomak bacaklara sahip erkeklere önerebileceğim korkunç ve acımasız bir yöntem.”

Balzac kahveden şu şekilde bahsetmiş:

“Kahve güzelim mide duvarlarını mahmuzlu bir yarış atına dönüştürüyor. Kıvılcımları mideden yola çıkıp beyin dâhil tüm bedene nüfuz eder.  O andan itibaren her şey heyecan verici hale geliyor, fikirler adeta büyük ordunun büyük bir savaşta yürüyüşe geçmesi gibi harekete geçirir. Düşünceler yüksek bayrak direğindeki bayraklar gibi gökyüzüne doğru yükselir. Metafor süvarileri dörtnala ilerler, mantığın ağır silahları tüm toplarını gizli mevzilerden ateşler,  hayal gücünün emirleri ile bakış açısının okçuları ateş açar, mürekkep kâğıdın üzerine dökülür, gece çalışması savaşın toz ve barut içinde başlayıp bitişi gibi sona erer.”

George Gordon Byron

(1788-1824)

Türkçe ‘ye çevrilen eserleri: Don Juan, Chillon Mahpusu, Abydos’lu Nişanlı Kız vs

Bağımlılık: Seks

“Ah, kadınları sevmek! Bildiğiniz gibi, hem güzel hem de korkutucu ” (“ Don Juan ”şiirinden satır).

George Gordon Byron seks bağımlısıydı. Venedik’te kaldığı süre boyunca 250’den fazla kadın ile birlikte olmuş (erkekleri saymıyoruz bile).  Daha sonra kuzeni Anna ile evlendiği Caroline Lamb’ı ve üvey kız kardeşini baştan çıkarmış. Caroline Lamb onu “tanıdığım en deli, kaba ve tehlikeli adam” olarak tanımlamış.

Elbette bir yılda 250 kadın ile birlikte olması “kahraman âşık” olma arzusu ile açıklanabilirdi ve fakat Byron her sevgilisinden kendine bir hatıra saklamış. Bir tutam pubik kıl. Byron onları sevgilisinin adını not ederek tek tek ve ayrı ayrı zarflarda kütüphanesinde saklamış.  Bu zarflar daha yeni keşfedilmiş.

Paul Verlaine

(1844-1896)

Türkçe ‘ye çevrilen eserleri: Zühal Şiirleri Çapkın Törenler, Tatlı Şarkı Sözsüz Romanslar vs

Bağımlılık: Absent

“Ben şeker ile içerim!”

O dönem Baudelaire, Rambo, Verlaine gibi birçok ünlü absent içermiş. Verlaine bunu abartmış. Rambo Verlaine ile olan ilişkisini bitirdiğinde, Verlaine kendisini kaybedene kadar absent içip öfke atağı ile eski sevgilisi olan Rambo’ya ateş etmiş ve bu sebeple 2 yıl hapis yatmış. Yaşamının sonunda fakir ve yalnız kalan Verlaine absent hariç tüm kötü huylarından kurtulmuş. Bir efsaneye göre ölüm döşeğinde bile absent içerek can vermiş.

Fyodor Dostoyevski

(1821-1881)

Türkçe ‘ye çevrilen eserleri: Suç ve Ceza, Kumarbaz, Ezilenler, Ecinniler vs

Bağımlılık: Kumar

“Daha oyun salonuna yaklaşırken para şıngırtısını duyar duymaz kasılmalarım başlıyor” (“Kumarbaz” kitabından).

1860’lı yılların ortası Dostoyevski için zor bir dönem imiş. Önce eşi, ardından abisi vefat etmiş. Depresyonu ve birçok borcu ile tek başına ve yapa yalnız kalmış. Bir efsaneye göre kumar borcundan kurtulmak adına yayınevinden avans alabilmek için “Suç ve Ceza” kitabını bir an önce bitirip aynı anda “Kumarbaz” kitabını yazmaya başlamış.

Charles Dickens

(1812-1870)

Türkçe ’ye çevrilen eserleri: Oliver Twist, Büyük Umutlar, Perili Ev, Antikacı Dükkanı vs

Bağımlılık: Morg

“Ben morgun bilinmeyen gücüne hayranım.”

Dickens günlerce morgda vakit geçirirmiş. Cesetlerin getirilişi, otopsi, cesetlerin defin işlemleri için hazırlanması ve saklanmasını izlemekten kendini alıkoyamazmış. İnsan doğasını inceleyen insanların morga gelip cesetleri incelemesinden farklı olarak, Dickens onu morga çeken gücü “itici cazibe”  olarak tanımlarmış. Neyse ki, bu bağımlılığı ne kendine ne de etrafına zarar vermezmiş.

Ernest Hemingway

(1899-1961)

Türkçe ’ye çevrilen eserleri: Klimanjaro’nun Karları, Kadınsız Erkekler, Çanlar Kimin İçin Çalıyor vs

Bağımlılık: Alkol

“Sarhoş iken yapmaya söz verdiğin şeyleri ayık iken yap. Bu sana çeneni kapalı tutmanı öğretir.”

Her ne kadar birçok yazar (Dorothy Parker, John Cheever, Francis Scott Fitzgerald vs) alkol bağımlısı olmuş olsa da, Hemingway için sarhoşluk bir yaşam tarzı idi. Yazar 1950’li yıllarında geçirdiği bir dizi trafik kazası sonrasında alkol almaya başlamış. Alışkanlıkları bir efsane haline geldi. Mojito ve Daiquiri kokteyllerini onun icat ettiği söylenir. Bu ikisi efsane olsa da, “Papa Double” kokteylinin mucidinin Hemingway olduğunu söyleyebiliriz, kesin bilgi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir