İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Duygular İle İlgili Yanlış İnanışları Ortadan Kaldırmak

Bir önceki çalışmamızda duygularını tanımana ve verdiği rahatsızlıklarını fark etmene yardımcı olmaya çalıştım. Duygu ve hislerini tanıdıktan sonra, nasıl kabul ve tolere edebileceğinden söz ettim. Peki, neden duygularından kaçınasın? Seni bu konuda zorlayan şeyler neler? His ve duygularla olan ilişkin nedir? Seni
olumsuz etkileyen bu durumu değiştirebilir misin? Şimdi bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışalım ve duygularla olan ilişkin nasıl olduğunu ve onlarla olan ilişkinin zararlı yönlerini nasıl değiştirebileceğine bakalım.

Bir düşün bakalım, neden hayatını alt üst eden bağımlılığın için her şeyden vazgeçmeyi göze aldın?  Nedir seni korkutan? Kaçındığın şey ne? “İyi de, bırakmasına bırakırım ama ya sonra olacaklar? Ya çekeceğim acı, sıkıntı ve korku?” gibi “incitici” duygular mı? Yapılan araştırmalar ve dünyanın dört bir yanında bağımlılık alanında çalışan uzmanların klinik pratiklerinden elde edilen veriler duygu ve hislerinden daha çok, bunlarla ilgili yanlış inanışların kaçınmana sebep olduğunu ortaya koymuştur.

Öyle ise, kaçındığında hayatına mal olabilecek duygu ve hislerinle ilgili yanlış inanışlarına bir göz atalım.

Duygularla İlgili Yanlış İnanışların Tespit Edilmesi

Duygu ve hislerinle ilgili seni yanıltabilecek yanlış inanışların örnekleri aşağıdaki gibidir. Seni etkileyenleri, sana tanıdık gelenleri işaretle ve bunların arasında olmayanları sonuna ekle.

–          Hüzünlenmeme veya kederlenmeme izin verirsem, sonsuza kadar üzgün ve kederli olacağım

–          Üzgün olmama izin verirsem ya depresyona girerim ya da kendime zarar veririm

–          İyi bir şeyi kaybetmeye dayanamam. O yüzden sonra üzüleceğime şimdiden bunu kabul etmemeliyim, bundan kurtulmak zorundayım

–          İnsanlara duygularımı açarsam, benim aleyhime kullanırlar

–          İnsanlara duygularımı açarsam, benim zayıf ve güçsüz olduğumu düşünürler

–          His ve duygularıma zaman ayırırsam, hayatımı komple askıya almam gerekecek

–          Diğer insanlar benim gibi hissetmiyor, demek ki sorun bende

–          Bir insan duygusal ise, olgun değildir

–          Kaygı doğal bir tepki değildir, bundan kurtulmak zorundayım

–          Güçlü ve doğru bir insan bu şekilde hissetmemeli

–          Eğer diğer insanlar farklı hissediyorlarsa, benim bu şekilde hissediyor olmam yanlış

–          Eğer bu acıyı hissetmeme izin verirsem, bu acı beni öldürür

–          Güçlü insanlar korkusuz olur

–          Kötü olmama izin vermem demek, parçalara dağılmam, berbat olmam, kendime acımam demektir

–          İyi insanlar sinirlenmez

–          Yetişkin ve olgun insan demek, duygu ve hisleri önemsememek demektir.

–          Özgüvenim yerinde olsa, sinirli olmam

–          Duygularımın varlığı beni sulugöz yapar

–          His ve duygularıma kapılırsam kontrolümü kaybederim

–          Duygularımı kontrol etmeliyim

–          Öfke, korku ve incinme gibi his ve duygular tehlikeli ve yıkıcıdır

–          Hisler her an ve herhangi bir yerden gelebilir, belli bir sebebi yoktur

–          Bu şekilde hissediyorsam aptalım demektir

–          Diğer

Şimdi bu yanlış inanışların bazılarına daha yakından bakalım

“Hüzünlenmeme veya kederlenmeme izin verirsem, sonsuza kadar üzgün ve kederli olacağım”

Duygularla ilgili bu yanlış inanış diğerlerine göre belki de en çok acı veren yanlış inanıştır. Keder ve üzüntü kayıplardan sonra yaşanan duygulardır. Hiç birimiz kayıplara karşı korunmuş/aşılı değiliz. Hayatımızın her aşamasında bir kayıp ile karşılaşabiliriz. Bu, illa sevdiğimiz birisinin vefatı olmak zorunda değil, iş kaybı, para kaybı, itibar kaybı ve buna benzer birçok kayıplar olabilir. Hayat devam ediyor, biz bu kayıplara adapte oluruz, keder ve üzüntümüz de geçer. Keder ve hüznün bitmeyeceğine dair inancın, yas tutmana izin vermediğinde güçlenir. Tıpkı diğer duygular gibi keder ve hüzün gerçekten onlarla yüzleşene kadar seni yüzleşmeye zorlamaya devam edecektir.

Gerçek şu ki, keder ve hüzün doğal olmakla birlikte iyileşme sürecinin sağlıklı birer bileşenidir. Bunu deneyimlemene izin verdiğin zaman sana zarar vermediğini göreceksin. Bir önceki çalışmamızda olduğu gibi derin bir nefes alıp yavaşça nefesini verdikten sonra keder ve hüznüne “alıcı göz” ile bak, tıpkı köpek metaforunda olduğu gibi onların o kadar da korkutucu olmadığını fark edeceksin.

 

“İyi olan bir şeyi kaybetmeye dayanamam. O yüzden sonra üzüleceğime şimdiden bunu kabul etmemeliyim veya bundan kurtulmak zorundayım”

Birçok kişi en çok istedikleri şeyi asla elde edemeyecek durumlar yaratır. İnsanlar bunu neden yaparlar? Çünkü sevdikleri şeyleri kaybetme hislerinin üstesinden gelemeyeceklerinden çok korkarlar. Bu korku insanların giderek dış dünyadan kendilerini soyutlamasına neden olur. Bu inanca kapıldığında, bunun farkına bile varamazsın. Kapına gelen yeni iş teklifi,  sağlıklı bir ilişki veya kendine ayırabileceğin bir zaman gibi güzel fırsatları bir kenara atabilir veya reddedebilsin. Bunları reddetmenin doğru bir yol olacağını düşünebilirsin. Bunları kaybetmenin sana çok ağır geleceğine kendini ikna etmiş olabilirsin.

Oysa gerçek şu ki, duygularınla baş edebilirsin. Kayıp normaldir. Gerçek trajedi, sana üzüntü verme ihtimali olan bazı şeyleri kaybetme korkusu ile birlikte hayatın bir parçası olan sevinci de inkâr ediyor olmandır.

 

“Diğer insanlar benim gibi hissetmiyor, demek ki sorun bende, güçlü insanlar korkusuz olur, iyi insanlar sinirlenmez.”  

Bu şekilde düşünmek sana duyguların yapay olduğu mesajını verir. Bu, seni duygularını yaşaman bir hata, bir kusur olduğu inancına sevk eder. Oysa insan olmak, yaşıyor olmak her türlü duyguları yaşayabileceğin anlamına geliyor. Sevinirsin, kızarsın, üzülürsün, korkarsın çünkü sen bir insansın.

Gerçek şu ki, tüm duygu ve hisler doğal ve normaldir. Duyguları doğal ve doğal olmayan diye ayırmak senin kendi uydurduğun bir şeydir. Doğal olmadığını düşündüğün duygulardan kurtulmak için sağlıksız davranışlar sergilersin.

 

“Duygularımı kontrol etmeliyim”

duyguları kontrol altına almak ya da bastırmak, onlardan kaçınmaktan farksızdır. Bu sebeple his ve duygularını dışa vurmak istemeyebilirsin ve kendine saklarsın, bastırırsın, biriktirirsin, uzatırsın. Sonra alakasız bir yerde, bastırdığın duygular önemsiz/bir damla duygu ile patlar. İş yerinde bekçiye olan öfken evde senden su isteyen eşine patlar. Bugüne kadar duygularını kontrol etmek işine yaradı mı? Cevabını öğrenmek istersen, aşağıdaki tabloyu açık yüreklilikle doldurmanı önerebilirim.

Kontrol etmeye çalıştığım duygular

Nasıl kontrol etmeye çalışıyorum

Hemen sonrasında neler oluyor

Neticede ne oluyor

Sana duygu ve hislerinle ilgili yanlış inanışları empoze edenleri suçlamamalısın. Ailen, arkadaşların veya komşuların sana aynı yalanları söylemiş olabilir. Belki de ebeveynlerin sana zamanında duyguların seni incitebileceğini seni zayıf düşüreceğini söylemiş olabilir, belki de sana sadece “güzel duygulara” sahip olman gerektiğini söylemiş olabilir. Bunlar hepsi geride kaldı, şimdi iyileşme yolunda attığın bu adımla birlikte duygularınla ilgili yanlış inanışları ortadan kaldırma vakti.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir