İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Düşüncelerin Duygular İle İlişkisi Ve Tekrar Eden Olumsuz Düşünceler

 “Ey kardeş! Sen ancak bir düşünceden ibaretsin. Ondan başka neyin varsa, kemiktir, ettir. Eğer düşüncen, manevi varlığın gül ise, sen de gül bahçesisin; diken isen küllüğe atılacak odun  gibisin.”  MEVLANA                                                                                                                                                                                                                                                                       

Duygularımızı tanıdığımıza göre, sıra düşüncelerimize geldi. Daha önceki çalışmalarımızda duygu ve hislerimiz ile ilgili yanlış inanışları ele aldığımızda iki yanlış inanıştan söz etmiştik:        “duygu ve hisler her an her yerden gelebilir” ve “duygu durum dalgalanmalarımız herhangi bir sebep olmadan da ortaya çıkabilir”. Eğer bunlardan herhangi birine sahip isen, kendini gerçekten çaresiz ve huzursuz hissediyor olmalısın. Çünkü duygularını öngörememek, kendini “savrulmamak için fırtınanın geçmesini bir limanda bekleyen sandal gibi” hissetmene  neden olabilir. Gerçek şu ki, aslında duygu ve hislerin o kadar da ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmaz. Çünkü duygu ve hislerin düşüncelerinle iç içedir.

Düşüncelerin Duygularla İlişkisi

Düşünme ve düşündüğünü düşünebilme yeteneği insanın en özel ve onu oluşturan en önemli özelliklerinden birisidir. Her ne kadar bu yaklaşım yunan felsefesine kadar dayanmakta ise de, modern bilim çağı içinde düşünme özelliğinin önemini vurgulayan ilk kişi New York’lu psikolog Albert Ellis’tir. 1976’da Bilişsel Davranışçı Terapilerin kurucusu psikiyatrist  A.Beck ilk defa duygu ve düşüncelerin arasındaki ilişkiyi tanımlamış ve  psikoloji alanında kabul ettirmiştir.  O günden beri milyonlarca insanın kaygılarından, depresyonundan, bağımlılığından ve diğer psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklarından kurtulmasına vesile olmuştur. Duygu ve düşüncelerin arasındaki ilişkileri keşfetmen, senin de hayatını değiştirecektir.

Duygu ve düşünce arasındaki ilişki genelde aşağıdaki gibidir:

1- Bir olay gelişir

2- Bu olay ile ilgili bir düşüncen vardır

3- Düşünce duygunun ortaya çıkmasını sağlar

4- Duyguların daha fazla düşünceyi tetikler, onlar da daha yoğun duygularını tetikler

5- Davranışların ortaya çıkan his ve düşüncelerini takip eder.

Sorunlar genelde 2. adımın etrafında cereyan eder. Seni sıkıntıya sokan bir olayı geri dönük hatırlamaya çalıştığında genelde hatırlarsın. Örneğin Kadıköy Rıhtım’da sana selam vermeden geçen ilkokul arkadaşın ile karşılaşmışsındır. Olayı hatırladığın an hemen o an hissettiğin duyguyu hatırlarsın; “çok öfkelendim”. Peki, 1 ve 3. adımlar arasında ne olduğunu nasıl tespit edersin? Olaydan hemen sonra, duygulardan hemen önce… o kadar hızlı gelişir ki, belki de o anda o olaya yüklediğin anlamı hatırlamıyorsundur bile. İşte o, düşüncedir. O an ortaya çıkan düşünceler çok farklı olabilir. Örneğin: “adam mı oldu, eline biraz para geçince bizi tanımazlıktan mı geliyor şimdi bu?

Tekrar Eden Otomatik Olumsuz Düşünceler

İnsanın zihni olumsuz duyguya hitap etmeye başladığında, diğer taraftan zihin o insan için işleri kolaylaştırmak için elinden gelenini yapar. Zihin olumsuz duyguyu bir “sorun” olarak kodlayıp sistematik bir şekilde bu “sorunun” yanıtlarını aramaya başlar. Yolunda gitmeyenleri tespit edip kişinin onu düzeltmesini ister. Sorun şu ki, muhtemelen zihin sorunu yanlış yerde arıyor. Zihin, kişinin kusur olarak algıladığı “problem”lere odaklandığı için tek bir yöne odaklanmıştır. Daha önce defalarca benzer şekilde düşündüğü için zihin otomatik olarak her yeni olayda aynı düşünce sistematiğini, aynı kalıbı kullanır.  Dolayısı ile yeni bir olay ile karşılaştığında daha gerçekçi ve etraflı düşünmesine engel olur ve resmin tamamına değil de, sadece bir noktaya bakmasına sebep olur.

Hepimizin çok derinlerde bir yerlerde kök salmış kendimiz, ilişkilerimiz ve bizi çevreleyen dünyamız ile ilgili temel inançlarımız” vardır. Temel inançlarımız pozitif olabilir. Bu durumda insan kendini sevilen ve değerli olduğuna inanır. Dünyanın güvenli bir yer olduğuna inanır. Pozitif inançları olan insan her şeyin yolunda olduğu inanca sahiptir.

Ancak, bir çoğumuzun temel inançları negatif olma eğilimindedir. Negatif temel inançlar, tekrarlayan negatif düşüncelerle birlikte zuhur eder. Biz bu düşüncelere tekrar eden olumsuz otomatik düşüncelerdiyoruz. Çoğu gizli ve maskelenmiş olan bu düşünceler gün boyunca zihnini meşgul eder. Eğer gün içinde anlam veremediğin duygu durum değişikliği yaşıyorsan, bu tekrar eden olumsuz düşünceler iş başında demektir. Özellikle dikkat etmezsen, böyle düşüncelerin varlığını anlaman çok zor.

Tekrar Eden Olumsuz Otomatik Düşünceler Nasıl Gelişir?

Tekrar eden bu olumsuz düşüncelerin muhtemelen dünyanın nasıl bir yer olduğunu, bu dünyadaki yerin neresi olduğunu keşfettiğin, yani çocukluğundan beri var. Ebeveynlerin ve etrafındaki insanların sana verdiği mesajları seni acıtıyor bile olsa olduğu gibi alıp zihninde bir yere kilitlemişsin. Aradan geçen zamanın etkisi ile kilidini bulamadığın için de onların seni bırakıp gitmelerine izin veremiyorsun.

Tekrar eden bu olumsuz otomatik düşünceleri bulman için onları “iş üstünde” yakalaman lazım. Onları tespit ettiğinde bu düşüncelerin seni bırakıp gitmesini sağlarsın ve yeni daha gerçekçi / dengeli olanlarını keşfedersin.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir