İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bilinçli Farkındalık

Duygu, düşünce ve davranışlarını keşfettin, aralarındaki ilişkiyi fark ettin ve bundan sonraki hayatının daha kaliteli olması için bu alanda değiştirmen gerekenleri not ettin, değiştirmeye başladın ve devam etmektesin. Tebrikler! Şimdi tüm bunları bir süreliğine bir kenara bırakıp, mevcut sorunların ile baş etmede kullanacağın farklı ve çok önemli bir beceriyi ele alalım istiyorum. Bu becerinin adı Bilinçli Farkındalık. Bu yeni bir şey değil, insanlar bireysel veya büyük bir geleneğin bir parçası olarak binlerce yıldır Bilinçli Farkındalığı uygulamaktadırlar. Bu uygulamayı doğu dinlerinin bir uzantısı olarak görmek her zaman için doğru değil, çünkü günümüzde din ile alakası olmayan meditasyonların bir parçası olarak da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca, farkındalık tarihinin sadece Budizm’e ve Hinduizm’e indirgenmemesi gerektiğini düşünüyorum, zira bilinçli farkındalık Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’dan da köken almaktadır.


Batı’da bilinçli farkındalığın keşfi nispeten çok yeni. Yaklaşık 30 sene önce Amerikalı John Kabat-Zihn bilinçli farkındalığın kanser hastalarında stresi azalttığını keşfetmiş ve bilinçli farkındalık temelli stres azaltma programını geliştirmiş.  Zamanla diğer ruhsal sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlanmış.


 

Zihni Yargısız Gözlemleme

bilinçli farkındalık

Ruhsal sorunlarla uğraşan bilim adamları bu yaklaşımı keşfettiklerinde çok sevindiler ve merak etmeye başladılar. Bu yeni yaklaşımı “iyi” veya “kötü” diye tasnif etmeden anlamaya çalıştılar.  Adeta yeni keşfedilen bir canlı gibi ele aldılar. Ne yer ne içer, nereden köken alır, dünya ile iletişim biçimi nedir, kısaca nasıl bir şey olduğunu dikkatlice, yargısız ve eleştirmeden gözlemlemeye başladılar.

Sen de, bilinçli farkındalığa doğru çıktığın bu yolculukta adeta bir bilim adamı gibi kendi zihnini keşfetmeye başla. Zihnin ile ilk defa karşılaşmış olduğunu hayal et. Zihninin nasıl çalıştığını; farklı durumlara nasıl tepki verdiğini, duygu durumuna olan tesirinin ne olduğunu merakla gözlemlediğini hayal et. Zihnini son derece dikkatli, yargısız ve meraklı bir şekilde inceleyen birisi ol. İlk başlarda zihnini dikkatli, yargısız ve meraklı bir şekilde gözlemlemek kolay olmayabilir, bunun için defalarca pratik yapman gerekebilir.  Kolaylık olması açısından bu uygulama için aşağıdaki egzersizi kullanabilirsin.

 

Egzersiz: Zihnini Gözlemleme

Bu egzersiz 5 dakika zamanını alacak. Bunun için telefonunun veya saatinin alarmını kurabilirsin, ama zamana çok da bağlı kalmana veya zamanla ilgili endişe etmene gerek yok.  Mümkün olduğunca sessiz ve dış uyaranların minimum olduğu bir yerde koltuğuna rahatça otur veya yere uzan. Gözlerini kapat ve tüm bilincini düşüncelerine odakla.

Şimdi kendini balta girmemiş bir ormana düşmüş bir bilim adamı olduğunu hayal et.  Ağacın arkasına saklanmış ve ormanı gözlemlediğini hayal et. Yanından geçen hayvanları ürkütmeden sabırla, sakince ve merakla gözlemlediğini hayal et.

Şimdi düşün ki, o orman senin zihnin. Tıpkı yanından geçen vahşi hayvanları gözlemler gibi zihninden geçen düşünceleri gözlemle. Gelen her düşünceye dikkat et. Nereden geliyor, nereye gidiyor, nasıl bir şey olduğunu not et. Yargılama, eleştirme, değiştirmeye çalışma. Sadece bak ve gözlemle, düşüncenin peşinden gitme, iz sürme, saklandığın yerden kalkma.  Geldiği gibi kendi yolunda gitmesine izin ver. Şimdi bir sonraki düşünceyi bekle. Bazen aynı anda bir çok hayvan belirebildiği gibi, aynı anda bir çok düşünce zihnini meşgul edebilir. Bu durumda ilk gözüne kestirdiğini ele al, sonra diğerlerini.

İlk başta bu düşünceleri eleştirip, yargılayıp değiştirmeye çalışman gayet normaldir. Bu şuna benzer, sen bir hayvanı (düşünceyi) ormanın içinde görüp, saklandığın yerinden kalkar ve takip edersen, peşinden gidersen, farkına varmadan ormanda kaybolursun. Bu sırada hayvan (düşünce) takip edildiğini fark ederse sana sıkıntı çıkarabilir. Neyse, farkına vardığın anda geri gel, ağacın arkasına geç ve gözlemlemeye devam et.  Burada tek bir görevin var, o da yargılamadan, eleştirmeden, değiştirmeye çalışmadan düşüncelerini gözlemlemek.

Egzersiz: Hayali Yaratıklar

İnsanoğlu ne kadar mükemmel bir canlı değil mi? Düşünebiliyor, hayal edebiliyor, üretebiliyor, rüya görebiliyor…  Bu özelliklerimiz olmasa idi yaşadığımız bu şehirleri inşa edemez, interneti icat edemez idik. Geçmişten ders çıkartıp daha sağlıklı karar alamazdık. Biz insanlar için hafıza ve hayal gücü paha biçilmez birer hediye ve fakat gel gör ki, bunlar bazen bizi “burada ve şimdi ”den alıp zaman yolculuğuna çıkardığında iyilikten çok kötülüğe de hizmet etmektedirler.

Örneğin kaygı; kaygı aslında tehlikeye karşı bizim verdiğimiz doğal bir tepkidir. Amigdala tehlike ile tetiklenir ve bizim “savaş ya da kaç” tepkisini vermemiz için gerekli süreci başlatır. Bu süreç bizi kalp atışı ve nefes alıp verme sıklığımızı arttırarak tehlikeye karşı savaşmamıza veya ondan kaçmamıza hazırlar. Tabii, bu tepki eğer biz ormanda vahşi hayvanlar arasında yaşıyor olsaydık çok işimize yarayacaktı. Gel gör ki, gündelik hayatımızda her adımda yolumuzu kesen vahşi hayvan pek yok.  Bu sebeple, bizim terlememize, titrememize ve nefes nefese kalmamıza sebep olan gündelik kaygılarımızın büyük bir kısmının nedeni zihnimizin algıladığı tehditlere karşı birer tepkidir.  Adına “hayali yaratıklar” diyebileceğimiz o düşünceler, zamanda yolculuğa çıktığımızın işaretidir.

Bu “hayali yaratıklara” örnek vermek gerekirse:

dünkü görüşmede çuvalladım, karşı tarafa karşı acayip mahcup oldum”

istifa edersem tekrar memlekete dönüp annemler ile aynı evde yaşamaya başlamam gerekecek”

sürekli işe geç kalıyorum, iş arkadaşlarım bana kızıyor, yüzlerine baktığımda anlıyorum”

dün akşam bana yüz vermedi, kesin benden ayrılmayı düşünüyor”

Sonuç

Fark ettin mi? Bunların hiç birisi hemen o an ile ilgili, ya da acil halledilmesi gereken bir sorun değil.  Söz konusu sorunlar ya geçmişte olmuş bitmiştir, ya da gelecekte olması muhtemel sorunlardır.  Bu  “hayali yaratıklar”  seni stresten bitap düşürebilir. Tüm vücudun ile her bir düşünceyi tehlikede olduğuna işaret eden birer tehdit olarak algılarsın. Ormanda her adım attığında karşına bir vahşi hayvanın çıktığını düşünsene… Sağlıklı ve güvende oldukları halde bu kadar  insanın bunalmış bitmiş, tükenmiş olması çok da şaşırtıcı olmamalı.

Kaygılı veya stresli hissettiğin vakit kendine şunları sor: “beni kovalayan “ hayali yaratıklar “ mı var?”  “hemen şimdi halletmem gereken bir sorun mu var?”  Çoğu zaman bu soruların yanıtını verdiğinde aslında o an her şeyin yolunda gittiğini, dışarıda yağmurun altında ezilmiş veya güneşin altında kavrulmuş değilsin, evdesin/iş yerindesin, koltuğunda oturuyorsundur. Ölümüne acıkmış, susamış veya ölümcül bir yara almış değilsin. Acil, hemen şimdi müdahale gerektirecek bir tehlike veya tehdit altında değilsin. Aksine, halin – keyfin gayet yerinde ve nefes egzersizi yaparak, yaratıkların (düşüncelerin) hayali olduğunu (sadece birer düşünce olduğunu) fark etmek için tam zamanı. Sen güvendesin ve her şey yolunda.

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir