İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kabul ve Kararlılık Terapisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi Nedir?

Kabul ve Kararlılık Terapisi bir davranışçı terapidir. Diğer davranışçı terapiler gibi Kabul ve Kararlılık Terapisi de eyleme geçmek ile ilgilidir. Burada önemli olan, eski repertuvarın tekrarlanması değil, bireyin kendi değerleri doğrultusunda şekillenen eylemlerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesidir. Bunu yaparken bireyin kendi kontrolü dışında olanları kabul etmesi ve hayatını anlamlı kılacak davranışları devam ettirmesinde kararlı olması amaçlanır. Yani, Kabul ve Kararlılık Terapisinin amacı dünden bugüne bizimle birlikte gelen acıyı kabul ederek; içerik olarak zengin ve anlamlı bir hayat oluşturmaktır.

 

Kabul ve Kararlılık Terapisinin Psikopatoloji Modeli

Kabul ve Kararlılık Terapisinin genel psikopatoloji modeli bir altıgen şeklinde özetlenebilir. Altıgenin her bir ucunda psikopatolojiye/ıstıraba sebep olan veya katkıda bulunan altı süreçten biri betimlenmiştir. Bu altıgenin merkezinde tüm bu süreçlerin birleşimini ve etkileşimini ifade eden psikolojik katılık bulunmaktadır.

hexaflex

Yaşantısal Kaçınma

İçsel deneyimlerin (düşünce-duygu-anılar gibi) şeklini, sıklığını veya durumsal hassasiyetini kontrol etme veya değiştirme girişimidir.

Bilişsel Birleşme

Genel anlamda bilişsel birleşme, kişinin ne düşündüğüne kendisini kaptırması anlamına gelir. O “ne düşündüğü” bireyin diğer işlevsel olan davranışsal düzenleme kaynaklarına hükmeder. Burada “düşünce” derken, ilişkisel ve sembolik olan her şeyden bahsediyoruz. Yani, jestler, mimikler, düşünceler, anılar, görüntüler ve duyguların bazı özellikleri “düşünce”dir.  ACT’a göre sorun ne düşündüğümüz değil, neyi düşündüğümüz ile ilgili nasıl ilişki kurduğumuzdur.

Geçmiş ve Geleceğin Baskınlığı

Yaşantısal kaçınma ve bilişsel birleşme sayesinde burada ve şimdi deneyimimiz ile kolayca irtibatımızı koparabilir. Hepimiz geçmiş ile ilgili pişmanlıklar ve gelecek ile ilgili kaygılara kapılarak kolayca ana odaklanmakta güçlük çekebiliriz. Oysa, hayatın gerçekleşebileceği tek an şu andır.

Kavramsallaşmış Benliğe Bağlanma

Hepimizin kim olduğuna dair bir hikayesi vardır. Bu hikaye geçmişin formulasyonu ve tanımlanması, geleceğin öngörülmesi ve değerlendirilmesi neticesinde ortaya çıkar. Bu hikâyede biz varız. Bu hikayede kavramsal benlik var. Ama biz sadece o hikayeden ibaret değiliz. Kişinin hikayesi ile birleşmesi, kendisini o hikayeden ibaret olduğunu düşünüp buna inanmaya başlamasına biz kavramsal benliğe bağlanma deriz.

Değerlerde Belirsizlik/ Değerlerle Kurulan Bağın Zayıflaması

Herkesin bu dünyada yaşıyor olması ve “neden dünyaya geldiği” ile ilgili bir amacı vardır. Bunlar bizim değerlerimiz. “anlayışlı bir eş olmak” “çocuklarına karşı şefkatli anne olmak” “arkadaşları ile saygı ve sevgi çerçevesinde ilişki içerisinde olmak” vs. Davranışlarımız faydasız düşüncelerle birleştiğinde veya hoş olmayan kişisel deneyimlerimizle birleştiğinde uğruna yaşadığımız değerler ile bağımız zayıflar ve kopar. Artık onları davranışlarımız için birer rehber olarak kullanamayız.

İşlevsiz Davranışlar / Kaçma, Kaçınma ve Dürtüsel Davranışlar

Yaşantısal kaçınma, bilişsel birleşme, kavramsal benliğe bağlılık ve değerler ile bağın zayıflaması neticesinde işlevsiz, dürtüsel, anlamsız davranışlar sergilemeye başlarız. İyi hissetmek, haklı olabilmek gibi kısa vadeli hedefler o kadar baskın hale gelir ki, uzun vadede istenen yaşam kalitesi arka plana itilir. Örneğin, anksiyetesi olan ama dindarlığı bir değer olarak gören adamın alkole başlaması, depresyonu olan ama arkadaşları ile saygı ve sevgi çerçevesinde ilişki içerisinde olmak gibi bir değeri olan birisinin içine kapanması gibi.

Kabul ve Kararlılık Terapisinin psikopatloji modeline göre amaç; yukarıda belirtilen süreçler nedeni ile gelişen psikolojik katılığı ortadan kaldırmak ve yerine psikolojik esneklik geliştirmektir. Psikolojik esneklik ise farkındalık, kabul, kararlılık ve davranış değişikliği süreçleri sayesinde elde edilir